Önce
Sonra
Kuaföre gitmeyi hiç sevmiyorum. Beklemekten bunalıyorum, saçıma verdikleri abuk şekillerden sinir oluyorum, tam bir endişe kumkuması olarak boyayı çok beklettiler galiba, bu kullandığı şampuan üstünde ki marka mıdır acaba şeklinde uzayıp giden endişelerim oluyor. Allahtan 12 yıldır aynı kaföre gidiyorum da endişelerim sınırlı kalıyor. Tanımadığım bir yerde herhalde kafayı yerdim. Başka kuaför de beni, söylenmelerim yüzünden kapı dışarı ederdi tahminimce.
Dört gün üst üste dışarı çıkmış olduğuma aldırmayıp, bugün kuaföre gitmek büyük hataydı tabi. Benim gibi bir ev kuşuna ağır geldi bu kadar insan içinde olmak. Üstelik bir de telefonumun şarjı bitince güvensizlik ve kaygı aldı başını gitti. O kadar emindim ki insanların beni arayıp bulamadığına. Mesela sizde böyle bir durumda şuna benzer bir sanaryo çiziyor musunuz? Çocuk okulda düşmüş, acil hastaneye götürülmesi lazım, beni arıyorlar, bulamıyorlar tabi. Kocacığımınsa telefonunu sessizde unutup, saatlerce farketmemesi meşhur olduğundan, ona ulaşacaklarına hiç inanmıyorum zaten. Nasıl? Daha korkunç senaryolarda yazdım ama şimdi burada dillendirmeyim. Çekmeyelim belayı. Eminim çoğunuz yok artık, bu kadar da değilim ben diyorsunuz. Tabi herkes zaman zaman endişelenir. Benimkisi pek normal değil.
Peki o şen kahkahalı, geveze kadınlara ne demeli. Yahu insan bir fön boyunca bu kadar lafı nerden bulur. Hele bahşiş verirken şirinlik muskası modunda, genç kız kıvamında kırıtan, yaşlı başlı kadınlara ne demeli. Ayyyy yok yok ben en iyisi evimde oturayım bir süre. Bana fazla geldi bu kadar sokak.
Evden bildirdim çok şükür:))